Anne Olarak Hz. Fatıma ve Çocuk Eğitimi

 
 
 
 
 
Anne Olarak Hz. Fatıma  ve Çocuk Eğitimi
 
 
 
Hz. Fatıma annelerin annesi hatta babasının annesidir. Hz. Hasan gibi, Hz. Hüseyin gibi, Hz. Zeynep gibi evlatlar yetiştirmiştir. Tarihin örnek kişilikleri bu annenin maharetli ellerinde şekillenmiş kişilik ve kimlik kazanmışlardır. O aynı zamanda İslam’ın örnek ailesinin mimarıdır.
 
Genç annelere ya da anne adaylarına, ideal bir annenin nasıl olması gerektiğini öğretmek için en güçlü kaynak, Peygamberimizin kızı Hz Fatıma dır. Hz. Fatıma öncelikle babasından öğrendiği ilim ve terbiye ile çocuklarını yetiştirmiştir. O çocukları üzerine hassasiyetle titreyen onları en güzel şekilde yetiştirmeye çalışan bir annedir.
 
Her insanın karakteristik yapısı çocukluk döneminde oluşur. Ağaç yaşken eğilir atasözü de bunu vurgulamakta ve çocuğun alacağı her eğitimin onun kişiliğinin şahsiyetinin oluşmasına yapacağı katkıyı ifade etmektedir. Çocukların yakınlarının özellikle anne babasının bu eğitim ve kişilik biçimlenmesinde özel bir yeri vardır ve bu özel yerin zirvesinde "anne"ler bulunmaktadırlar. Çocuklar özellikle annelerinin davranışlarından çok etkilenirler.

Annenin güçlü elleri çocuğu istediği biçime sokar. Anne çocuğunu güzel bir şekilde eğitebilir, ona iyi örneklik olursa,  hammaddeden istediği heykeli yontan bir heykeltıraş gibi istediği şekli biçimi çocuğuna verir anne. Gelecekte çocuğunu iyi bir insan olarak yetiştirip ona saadet yolunu yönelte bilecek olanda annedir. Tabi ki bunun terside mümkündür. Yanlış bir terbiye kötü bir eğitim çocuğu topluma ve kendine zararlı bir insan yapabilir. Her insanın bir "anne"nin öğrencisi olduğu asla unutulmamalıdır.
 
Hz. Fatıma’nın çocuklarının eğitiminde uyguladığı metodu sevgi, adalet, ibadet, fedakarlık, dürüstlük,  merhamet ve korkusuzluk ilkelerini çocuklara benimsetme ve bu ilkeler etrafında örneklik oluşturma, olarak nitelendirmek mümkündür.

Onun çocuk eğitiminin temelinde sevgi vardı. O babasından üst seviyede bir sevgi görmüş bu sevgi ile büyümüştü. O çocuklarına da sevgisini her zaman hissettiren, onlara karşı çok hassas olan bir anne idi.
 
Bir rivayette Selman-ı Farisi  "Bir gün mescide gitmekte iken Fatıma`nın el değirmeninde un öğüttüğünü gördüm, bu sırada küçük Hüseyin`in ağlama sesi duyuldu. Hz. Fatıma`ya; `Allah Resulü Sallallahu aleyhi vesellem, size yardım edenleri sevdiğini buyurdu` dedim. Çocuğu mu sakinleştirmemi istersiniz dedim yoksa el değirmenini almamı mı?" Fatıma; "Evladımla benim ilgilenmem daha doğru ve iyi olur, zahmet olmazsa siz şu unu öğütebilirsiniz." Dedi. O hep çocukları ile kendi ilgilenmeyi tercih ederdi onlara sevgisini en üst düzeyde gösterirdi. Sanıyorum onun çocukları hiçbir zaman acaba annemiz bizi sevmiyor mu düşüncesine kapılmamışlardır. O çocuklarını o kadar sevgi ile besliyordu ki çocuklarını severken şöyle diyordu. "Sizi herkesten çok seven dedeniz şimdi nerede?" Bu durum sadece annenin değil, başkalarının da duygusal bağlarının çocuk üzerinde etkili olduğunu göstermektedir. Hz. Fatıma’nın bu tavrı çocuklarını dedelerinden ya da babaannelerinden kaçıran anne-babaların aslında nasıl bir yanlışlık içinde oldukları ortaya çıkmaktadır. Çocuklarımızı büyükbabalarından veya nenelerinden kaçırmak hem büyükbabalara hem de çocuklara zulümdür.
 
Hz. Fatıma çocukları ile oyun oynardı. Çocuklarla birlikte oyun oynamanın, onların oyunlarını ciddiye alıp onlarla oyun arkadaşlığı yapmanın çocuğun ruhi gelişimine yaptığı katkılar bilinen bir gerçektir. Çocuklarla oynayıp onlara oyun arkadaşlığı yapmanın fiziki ve psikolojik faydaları yanı sıra, çocukların yaratıcılık gücünü de artırması açısından fevkalâde önemli olduğu unutulmamalıdır. Çünkü çocuk anne ve babası kendisi ile oyun oynadığı zaman bundan büyük bir mutluluk duyar ve kendisine değer verildiğini hisseder. Burada önemli olan oyun oynarken onları eğite bilmektir. Onlara iyiyi güzeli öğrete bilmektir. Hz. Fatıma çocukları ile oynarken onlara onları eğitecek şiirler söyler, bu şiirlerde onlara sorumluluk duygusu kazandıracak ifadeler kullanırdı. Hz. Hasan`la oynarken, onu havaya atıp tuttuğu ve bunu yaparken şu şiirsel ifadeleri söylediğini rivayet eder kaynaklarımız.

"Hasan`ım! Baban gibi ol sen de

Büyü de, babana benze

Hakkı kurtar boynundaki urgandan

Rabbine ibadet ve şükürde bulun her zaman

O`dur bize bütün nimetleri bağışlayan

Zalimlerle dost olma, e mi Hasan’ım?"
 
Bu sözler çocuğa hem babasına karşı saygı, hem rabbine karşı ibadet ve kulluk bilinci topluma karşı sorumluluk kazandırır. Bu şekilde çocukla oyun oynarken onu terbiye etmek gerekir.

Hz. Fatıma annemizin, çocuk eğitim yöntemiyle ilişkin öğrettiği en esaslı yaklaşımlardan biri de çocuklarının arasında adaleti gözetip, ne olursa olsun kesinlikle onlar arasında ayrım yapmamasıdır. Çocuklar arasında adil davranırken onlara da adil olmayı kimseye haksızlık yapmamayı öğretmek gerekir. Bu durum çocuklarımıza kul hakkı bilincini kazandırdığımızda adil olma duygusunu da kazandırmış oluruz. Adalet duygusu çok önemlidir. Kuran bize birilerine olan sevgimizin de kinimizin de bizi adaletten şaşırtmaması gerektiğini anlatır. Çocuklarımıza bu duyguyu üst seviyede kazandıra bilmek için onlar arasında kesinlikle ayrım gözetilmemeli, hepsine adaletle davranılmalı, sevgi ve şefkat eşit olarak paylaştırılmalıdır onlara. Birine daha fazla sevgi duyulsa bile bunu belli etmemek gerekir.

Hz Fatıma çocuklarına karşı adil davranma noktasında çok titizdi. Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in kendi aralarında düzenledikleri yarışmalarda, evlatlarından herhangi birini incitecek bir kararda bulunmamaya, onların kalplerini kıracak bir yoruma gitmemeye çok özen gösterirdi. Hz. Hasan’la Hz. Hüseyin  küçük yaşlardayken bir el yazısı yarışması tertipler ve kimin yazısının daha güzel olduğunu sorarlar annelerine. Çocuklardan hiçbirinin kırılmasını istemeyen Hz. Fâtıma  onları babalarına gönderir, babaları kendisine uzatılan yazılara şöyle bir göz attıktan sonra ikisinin de güzel olduğunu, kendisinin bu yazılardan birini tercih edemeyeceğini, hatta eğer isterlerse dedelerinden de bunu sorabileceklerini söyler.

Yine kaynaklarımızda zikredilen bir rivayete göre "Küçük yaşta olan Hz. Hasan`la Hz. Hüseyin  güreşiyorlar, Peygamberimiz (as) bu güreşte Hz. Hasan`ın tarafını tutarak sürekli onu teşvik ediyordu. Bunu gören Hz. Fâtıma babası Allah resulüne neden Hasan`ın  tarafını tuttuğunu, sorduğunda Allah Resulü "Sen, dostum Cebrail`in Hüseyin`in tarafını tuttuğunu ve sürekli Hüseyin`i teşvik ettiğini görmüyor musun?" buyurdular, "Bu durumda bana da Hasan`ın tarafını tutmak düşer değil mi?"
 
Hz. Fatıma ve Peygamberimiz bu tavırları ile çocukları arasında adalet duygusunun zedelenmemesi için özel bir gayret göstermekte, ve evlatlarımıza adalet duygusunu kazandırma hassasiyetini bizlere öğretmektedir. 

Hz. Fatıma annemizin ideal anneliğindeki çocuk eğitim yöntemlerinden biride çocuklarını küçük yaşta Allah’a ibadet etmeye alıştırmak olmuştur. Hz. Fatıma daha çok küçük yaşlardaki evlatlarında ibadet hususunda o kadar ısrarcı olmuş ki   Henüz on yaşına bile basmamış olan çocuklarını gece ibadetine dahi kaldırmıştır. Sabah namazını kaçırmamaları için onları erken yatırmaya özen göstermiştir.  Kadir Gecelerinde çocuklarını bütün gece uyanık kalmaya ve sabaha kadar ibadetle meşgul olmaya hazırlamak için onları gündüz yatırır, uyku basmaması için hafif yemekler yedirirdi. Tabi ki bunu yaparken onlara ibadeti sevdirerek yapmışlardır. İbadet çocuklarımızı olgunlaştıran, onlara sorumluluk bilinci kazandıran en önemli olgulardan biridir. Elbette kendi çocuklarımızın kişilik farkını da dikkate alarak onlara ibadet bilinci kazandıracağız diye onları ibadetten nefret ettirmemeliyiz. Sabırla gayretle onlara ibadeti sevdirerek, ibadete alıştırmalıyız. Bunun için öncelikle kendi yaşamımızda ibadet ciddiyetini çocuklarımıza göstermeliyiz.
 
Hz. Fatıma oruç oldukları bir günün akşamında hazırladıkları iftar yemeklerini gelen bir fakire vererek kendileri o gün sadece su ile iftar açmışlardı. Bu tavrı ile Hz Fatıma çocuklarına fedakarlığı kendi ihtiyacın varken başkasını nefsine tercih etmeyi öğretmiş oluyordu. Hz. Fatıma bir gün gece namazını kıldıktan sonra ellerini açıp rabbine dua etmeye başlamıştı. İsim isim sayarak dostlarına komşularına dua ediyordu, İmam Hasan annesinin duasını izliyordu en sonunda dayanamadı ve “anne bize ne zaman dua edeceksin” dedi. Hz. Fatıma “yavrucuğum önce başkaları sonra ailemiz” dedi. Bu tavrı ile çocuklarına bencil olmamayı başkasını nefsine tercih etmeyi, bir anlamda ahiretten bile fedakarlık etmeyi öğretiyordu.
 
Hz. Fatıma modeline bakıldığında çocukların dövülmesi ve onlara sert fiziki cezaların uygulanmasıyla ilgili hiçbir bilgi bulunmadığı görülecektir. Elbette ceza çocuk terbiyesinde gerekli esaslardan biridir. Hz. Fatıma yanlış yaptıklarında çocuklarını cezalandırırdı. Ama bu ceza hiçbir zaman dayak olmazdı.
Çocuğunun elinden gına gelen bir baba, Hz. İmam Rıza’ya durumu açtığında "Onu dövme" buyurur, "mecbur kalırsan ona küs ve dargın davranabilirsin, ama bu da uzun sürmemelidir!"

Hz. Fatıma çocuklarına o kadar değer verirdi ki, kimi olaylarda onların görüşlerini alır ve özellikle çocukların kendilerini ilgilendiren konularda onların görüşlerine öncelik vererek onların görüşlerini kabul ederdi. Böyle bir tavır çocuklara kişilik kazandırır. Ve çocuklara öz güven kazandırır.   Çocuklarımıza öz güven kazandırmak için günümüzde en çok yapılan davranışlardan biri onların ihtiyaçlarını karşılarken kendi beğendiklerini alsınlar seçici olsunlar diye çocuk yaşta onları alış verişe alıştırıyoruz. Buda çocuklarımızdaki tüketim duygusunu tetikliyor. İsraftan ve tüketim çılgınlığından çocuklarımızı korumamız gerekiyor. Onun için çocuklarımızı alış verişe götürürken daha dikkatli olmalıyız.
 
Günümüzde anne babalar çocuklarının her istediğini yapma gibi bir tavır içerisine girdikleri için doyumsuz, şımarık hatta despot çocukların yetişmesine sebebiyet veriyorlar. Çocuklarımıza kişilik kazandırırken onların dünyada her istediklerine sahip olmalarının mümkün olmadığını bilmeliyiz. Ve onlara da bu gerçeği öğretmemiz gerekiyor. Bununda yolu her istediklerini yapmamaktır. Çocuklarımızın her istediklerini yaparak kesinlikle onlara iyilik yapmıyoruz. “rabbimiz sizleri mallarınızdan ve canlarınızdan eksiltmelerle sizleri deneriz” buyuruyor. Çocuklarımızı ilerde karşılaşa bilecekleri sıkıntılara karşı hazırlamamız gerekiyor.
 
İslam bir denge dinidir. Hz. Fatıma döneminde hatta yakın tarihe kadar çocuklar ailelerinden gerekli sevgiyi görmezlerdi, bundan dolayı Peygamberimiz ümmetini çocuklarına gerekli sevgiyi göstermeleri hususunda uyarmışlardır. Ve kendileri uygulamaları ile de bunu göstermişlerdir. Ama günümüzde daha çok çocuklarımıza aşırı sevgi ile zarar verilmektedir. Bir anlamda çocuklar sevgi manyağı yapılmakta buda çocukların gelişimini olumsuz etkilemektedir. Onun için sevgide de aşırı gitmemek dengeli olmak gerekiyor. Çocuklara iş yaptırmamak, onlara sorumluluk vermemek kesinlikle onlara iyilik değildir. Kendisine, ailesine, toplumuna ve rabbine karşı sorumlu olduğunu hatırlatmamız ve çevresindeki aç, yoksul yardıma muhtaç insanlardan sorumlu olduğunu bunlar için bir şeyler yapması gerektiğini evlatlarımıza öğretmemiz gerekiyor. Çocuklarımız ailesine, akrabasına, arkadaşına işinde yardım etmeyi öğrenmeli, bu noktada sorumluluk duymalıdır. İşte Hz. Fatıma elindeki bir ekmeği bir yoksulla paylaşan sorumluluk sahibi çocuklar yetiştirdi.
 
Anne baba, çocukların eve geliş-gidiş saatlerini, kimlerle arkadaşlık kurduklarını dikkatle kontrol etmek durumundadır, bu hususta yapılacak bir ihmalkârlığın pahalıya mal olması mümkündür. Hz. Fatıma’nın tedirgin bir şekilde kapı ardında beklediğini gören Resulullah (s.a.) bunun nedenini sorar, hazret-i Fâtıma  "Çocuklar çıkalı epey oldu, hâlâ dönmediler" diyerek cevap verir ve tedirginliğini gizleyemez. Bunun üzerine Hz. Resulullah (s.a) hemen çocukları aramaya koyulur ve çok geçmeden onların Cebel Mağarası yakınlarında oynamakla meşgul olduklarını fark eder, ikisini de şefkatle okşayıp annelerine getirir" Çocuklarını ilgi ile takip eden bir annenin hassasiyetidir bu. Günümüzde çocuklarımızı daha dikkatli takip etmemiz gerekiyor çünkü onları bugün şehirlerde birçok kötü alışkanlıklar  beklemektedir. Uyuşturucu, alkol, kumar, internet ortamında oluşacak ahlaksızlıklar ilk akla gelen kötü alışkanlıklardır. Bunlardan çocuklarımızı korumak için onları çok sıkı takip etmek gerekiyor.
 
Çocuklarına sevgi ile yaklaşan onlara adalet, merhamet, fedakarlık ve sorumluluk duygu ve düşüncesini ibadet bilinci ile kazandıran Hz. Fatıma, çocuklarına korkusuz olmayı Allah’tan başka bir şeyden korkmamayı, haksızlıklara zulümlere karşı mücadele etmeyi de öğretti. Zeynep’in Kufe’de İbni Ziyad’a Şam’da Yezid’e karşı korkusuzca hakikatı haykırması aldığı bu terbiyenin, eğitimin sonucu idi.
Hz. Fatıma babası Resulullah’dan (s.a.) aldığı terbiye ve ilim sayesinde dünya ve ahiret kadınlarının en ulusu olmuş, en mükemmel evlatları yetiştirmiş ve böylece insanlığa en mükemmel anne olmuştur. Ona binlerce selam olsun.

 Ramazan Deveci

Yorum Yaz